Annemlerin kaktüs ektiği saksının içinde,geçen seneden kalma fesleğen tohumu varmış meğer yaza doğru davetsiz misafir çıkarmış başını topraktan.Sonunda böyle bir manzara çıkmış ortaya, balkonda ilk gördüğümde şaşırdım,sevindim manasızca duygulandım sonra. Onlarınki belki çok güzel bi uyum biri su istemezken öteki kullanıyor,biri çok alan kaplarken öteki boya gitmiş ufacık bi alanda yaşayıp gidiyorlardı işte,bizim başaramadığımızı o camın önünde sessiz sedasız yaşıyorlardı.
Ya da belki abartıyorum,bilmiyorum.Fesleğenle kaktüs ufacık saksıyı paylaşabiliyorsa biz insanlar koca evlerde, bu koca dünyada niye itişip duruyoruz diye de düşünmeden edemiyorum ama.
Saksının önünde duran bibloyu da nedense hep Sezen Aksu'nun Deliveren albümünün kapağındaki kızla aynı sanırdım ben küçükken,çok severdim o albümü ,arabada dinlerdik hep. 'Küçüğüm'ü falan hep ezbere bilirdim.Büyük teyzem de kucağına alıp Sezen Aksu şarkıları söyletirmiş bana, sözlerini anlamadan söylermişim öyle biraz utanarak. Bu bibloyu hep o şarkılarla özdeşleştirmişim demek.
İçeri girmeden önce saksıya baktım son bi kez şu fesleğenle kaktüs kadar olmayı bile becerememiştik işte.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder